Tarih ve Kültür

Türkiye topraklarının %97’lik kısmına denk gelen Asya kıtasındaki toprakları “Anadolu” olarak ifade edilir. Bu ifade, zaman zaman tüm Türkiye’yi anlatmak için de kullanılır. Antik çağda “güneşin doğduğu ülke” anlamına gelen Anadolu, Türklerin hâkimiyet kurmasının ardından Avrupalılar tarafından “Turchia” olarak adlandırılmıştır. 
Anadolu’da iz bırakan kavimlerin geçmişi, M.Ö. 10 bin yılına kadar uzanıyor. Felsefi düşüncenin çıkış noktası olan bu topraklar; Hititler, Frigler, Lidyalılar, İyonyalılar, Urartular, Persler, İskender İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. 
Türklerin Anadolu’daki hakimiyetinin temelleri 1071’deki Malazgirt Savaşı’yla atılmış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar Büyük Selçuklu Devleti, Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu bu topraklarda hüküm sürmüştür.
Osmanlı İmparatorluğu, 3 kıtaya yayılmış ve içerisinde çok sayıda milleti barındıran bir imparatorluk olarak yaklaşık 600 yıl hüküm sürmüştür. Osmanlı’nın Anadolu’daki egemenliği Birinci Dünya Savaşı’yla tehlike altına girmiş ve işgale uğramıştır. Fakat Türk halkının Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlattığı bağımsızlık mücadelesinin ardından  Anadolu’daki Türk egemenliği tekrar kesinleşmiş ve bugünkü Türkiye’nin temelleri atılmıştır. 
1919’da başlayan bağımsızlık mücadelesinin ardından 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmuş, 29 Ekim 1923’te ise cumhuriyet ilan edilmiştir. Böylece bağımsız bir cumhuriyet haline gelen Türkiye; idari, hukuki, ekonomik ve sosyal inkılaplarla çağdaş bir konuma gelmiştir. 
Binlerce yıl boyunca farklı milletlerden onlarca medeniyete kucak açan Anadolu topraklarının kültürel zenginliği Modern Türkiye Cumhuriyeti ile de devam etmiştir. 
Kökenleri Orta Asya’daki Türk yaşantısına dayanan Türk kültürü, bugün dahi binlerce yıl öncesine uzanan “Gök Tanrı Dini” ve Şamanizm’den, göçebe yaşam biçiminden kültürel izler ve yansımalar taşıyor. İslamiyet ile gelişen ve şekillenen Türk kültürü, Anadolu topraklarının konumuyla birlikte, Avrupa, Kafkas ve Doğu kültürlerinden etkilenerek Türk toplumunun yapısına özgü bir kimlik kazanmıştır.  
Türkiye’nin en önemli markası olan kültürel zenginliği ve mirası , tüm dünyada büyük bir üne sahip. Bugün binlerce yıllık tarihin ve medeniyetlerin kalıntılarıyla, sosyal yaşantısıyla Anadolu kültürü yaşayan bir varlık olarak ilerleyişini sürdürüyor. 
Türkiye, bugün de ev sahipliği yaptığı 190 milletten göçmen ile kültürünü şekillendirmeye ve geliştirmeye devam ediyor. Bunun yanı sıra, sürekli gelişen ve yenilenen aktif bir kültür ve sanat yaşantısı bulunuyor. 
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” sözüyle kültüre ve sanata verdiği hayati önemi göstererek, Türk insanına bu konuda yüksek hedefler koymuştur.

Türk Halk Dansları ve Müziği

Türkiye, halk dansları açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir ve üç binden fazla halk dansı çeşidine sahiptir. Halay, horon, zeybek, seğmen, çiftetelli gibi danslar Türkiye’nin her yerinde icra edilir. Ancak bazı halk dansları bazı bölgelerde daha yaygındır. Örneğin horon Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi’nde yaygın olarak oynanır.
Renkli kostümleri ve canlı figürleriyle Türkiye’nin halk oyunları hem halkın en önemli eğlence kültürlerinden birini oluşturur, hem de toplumun ve coğrafyanın binlerce yıllık kültürel motiflerini taşır. Aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bu motifler kültürel mirasın yaşatılmasında önemli rol üstlenir. Hemen her etkinlikte sahneye çıkan folklor toplulukları, festivaller, ülkenin dört bir yanına yayılmış folklor dans kursları, farklı yörelerin geniş bir yelpazeye yayılan çeşitliliğinin dans alanında da sergilenmesini ve yaşatılmasını mümkün kılar. Folklorik danslar aynı zamanda her türlü eğlencenin de ayrılmaz bir parçasıdır ve halay, horon, zeybek çiftetelli gibi danslar hem düğünlerin hem de eğlence mekânlarının vazgeçilmez dansları arasındadır. Türkiye’de bir düğün veya eğlenceye katıldığınız takdirde bu danslardan birine mutlaka tanık olacaksınızdır ve arkadaşlarınız sizi de dansa katılmaya davet edecektir.
Geleneksel halk oyunları; okullarda, devlete ve belediyelere bağlı kurumlarda ve özel kurslarda öğretilmektedir. İlkokuldan üniversiteye kadar Türkiye’deki her okulun en az bir folklor ekibi ve bir folklor hocası bulunmaktadır. Özellikle bahar aylarıyla birlikte bu toplulukların gösterileri izleyicilerin beğenisine sunulmaktadır. Türkiye aynı zamanda çok sayıda yerel, ulusal ve uluslararası folklorik dans festivaline ev sahipliği yapmaktadır. 
Türkiye’de halk dansları gibi müzik türleri de çok çeşitlidir. Türk halk müziği, Türk sanat müziği, klasik müzik, pop müzik ve arabesk gibi türler yaygındır. 
Türk halk müziği ve Türk sanat müziğinin icrası kendilerine has ritim, müzik ve enstrümanları gerektirir. Halk müziğinin temelini türküler oluşturur ve türküler;  geleneksel ezgiler eşliğinde söylenir. Halk müziğinin icrasında bağlama, cura, tambura, çöğür, divan sazı, kemençe, kopuz, zurna, tulum, davul, def  gibi geleneksel Türk enstrümanları kullanılır. 
Klasik Türk müziğine, fasıl müziği, alaturka müzik de denir. Yüzyıllardır çeşitli toplumların müzikleriyle etkileşerek çok zenginleşmiştir. Kendi içinde büyük bir çeşitliliğe sahiptir. Türk sanat müziğinin icrasında ud, kanun, keman, ney, tambur, lavta, klasik kemençe, rebap, santur, kudüm, def ve zil gibi çalgılar kullanılır.
Geleneksel Türk müziğinin yanı sıra çağdaş Türk müziği de oldukça gelişerek bugün geniş kitlelere hitap etmektedir. Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve İstanbul, İzmir, Bursa Senfoni Orkestraları ulusal ve uluslararası etkinliklerde Türk çağdaş müziğini icra etmektedir. 
Türkiye’de ayrıca Türk halk müziği ve Türk sanat müziğinin etkilerini taşıyan arabesk müzik türü, pop, caz, rock, metal, hip hop, reggae, indie, R&B gibi müzik türleri de oldukça yaygındır. Türkiye’de eğlence mekanlarında, sosyal ve kültürel etkinliklerde bu müzikleri dinleme imkânı bulabilirsiniz. 

BİLGİ
Türk halk danslarındaki renkli kostümler ve figürler, her dansın bağlı olduğu yöreye ait hikayeyi anlatır. Bu yönüyle Türk kültürünü yakından tanıma fırsatı veren halk danslarını siz de öğrenebilir ve sosyal alanlarda ve etkinliklerde oynayabilirsiniz. Halk dansları kursları için bulunduğunuz şehirdeki belediyelere, halk eğitim merkezlerine, derneklere veya özel kurumlara başvurabilirsiniz. 
Öte yandan Türk halk müziği ve sanat müziğinin ezgilerini daha yakından tanımak, enstrümanları çalmak ve korolarda yer almak için bulunduğunuz şehirdeki belediyelerin, halk eğitim merkezlerinin, derneklerin ve özel kurumların kurslarına katılabilirsiniz. Yanı sıra bulunduğunuz şehirdeki etkinlikleri takip ederek, Türk müziğini daha yakından tanıyabilirsiniz.
Türk Yemek Kültürü

Beslenme biçimleri, içinde bulunulan kültürel, coğrafi, ekolojik, ekonomik yapıya ve tarihsel sürece göre şekillenmektedir. Bu yönüyle binlerce yıllık geçmişi, farklı kültürlerin birleşimiyle zenginleşen Türk kültürünün mutfağı da oldukça zengindir. 
Türk mutfağı, dünyanın sayılı mutfaklarından biridir. Türklerin yemek kültürü yaşadığı topraklardaki ürün çeşitliliğinden ve birçok kültürden, ürünlerin hazırlanmasından pişirilmesine ve saklanmasına kadar birçok uygulamaya göre değişikliğe uğrayarak bugünkü haline gelmiştir. Türkiye’nin bir Akdeniz ülkesi olması, Selçuklu ve Osmanlı gibi iki büyük imparatorluğun devamı olması da yemek kültürünü etkilemiştir. Türk mutfağı genel olarak tahıl, et, etli ve etsiz pişirilen sebze yemekleri, çorbalar, zeytinyağlılar, dolmalar, hamur işleri, pilavlar, içecekler ve tatlılardan oluşur. Türk mutfağı pekmez, yoğurt, tarhana, bulgur, şalgam, turşu gibi kendine özgü yiyecek ve içecek türlerini de kapsar.
Türk mutfağının temel öğelerinden biri olan etler, çoğunlukla kebap olarak tüketilir. Kebap, etin doğrudan ateşte veya bir kap içinde susuz pişirilmiş halidir. Adana, beğendili, fırın, cartlak, çöp şiş, çömlek kebabı gibi onlarca türü vardır. Balık ve tavuk eti ise hem közde hem fırında pişirilir. Hamur işi ürünler de önemli bir yere sahiptir. Erişte, mantı, kuskus, çörek, börek gibi yüzlerce çeşitten söz edilebilir. 
Türk Mutfağının en dikkate değer özelliklerinden biri de sebze yemekleridir. Hem etli hem de etsiz olarak yapılabilir. Taze fasulye, patlıcan yemekleri, oturtmalar, musakkalar, zeytinyağlılar, dolmalar, sarmalar gibi her mevsime ve her damağa uygun yüzlerce sebze yemeği bulunmaktadır. 
Türk mutfağının en önemli zenginliklerinden birisi de çorbalardır. Tarhana, mercimek, domates, sebze çorbaları en bilinenlerdir. Türk mutfağının vazgeçilmez unsurlarından biri de pilavlardır; pilavlarda pirinçten daha çok bulgur kullanılır. Pilavlar sade yapılabildiği gibi, domatesli, hamsili, etli, mantarlı vb. olarak da hazırlanabilir. Türk mutfağında hoşaf ve tatlıların ayrı bir yeri vardır. Hoşaf, kuru meyvelerden; komposto, taze meyvelerden yapılan bir tür şerbettir. Tatlı yapımında çeşitli malzemeler kullanılır. Ancak en yaygın kullanılan malzemeler süt, un, şekerdir. Helva, sütlaç, kadayıf en çok tüketilen tatlılardır.
Türk mutfağı yöreden yöreye farklılaşır. Ege Bölgesi’nde zeytinyağlılar ve sebzeler; Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nde kebaplar, Karadeniz Bölgesi’nde balıklar; Marmara Bölgesi’nde köfte ve ciğer, İç Anadolu Bölgesi’nde etli ekmek gibi pide çeşitleri ve Ankara Tava gibi etli pilav çeşitleri ağırlık taşır. 
Türk mutfağında yemeğe genel olarak çorba ile başlanır. Bunu sebzeli veya etli bir ana yemek izler. Pilav, hoşaf ve kompostolar yemeğe eşlik eder. Yemek tatlı ile biter. Yemekten sonra Türk kahvesi veya çay içmek yaygındır. Restoranlarda yemek yenildiğinde, yemek sonrası gelen çay veya kahve genel olarak ikram olup ücretlendirilmez.  Ancak bu hizmetin, ücretlendirildiği restoranlar da bulunmaktadır.
Türklerin yeme-içme biçimleri, özel gün, kutlama ve törenlerde ayrı bir anlam hatta kutsallık taşır. Ramazan Ayı’ndaki iftar yemekleri bunun en iyi örneğini oluşturur. Tüm dünyada misafirperverliği ve hoşgörüsüyle ünlemiş Türk insanı, sizi evinde yemeğe davet ettiğinde, Türk yeme-içme kültürüne has birçok özelliği yakından tanıma fırsatı bulursunuz. Türk kültüründe tabağa konulan yemeklerin tümünün bitirilmesi yemeğin güzel olduğu ve beğenildiği anlamına gelir. Yemeğe başlarken “Afiyet olsun”, yemek bittikten sonra “Elinize sağlık” denir.  Öte yandan Türk Mutfağı, çeşit zenginliği ve damak tadına uygunluk yönünden olduğu kadar birçok yemek ve yiyecek türü ile sağlıklı ve dengeli beslenmeye ve vejetaryen mutfağına kaynaklık edebilecek örnekleri barındırmaktadır. Siz de katıldığınız etkinlik veya davetlerde zengin Türk mutfağını tanıma imkânı bulabilirsiniz. 

BİLGİ
Türk mutfağının zenginliğini yakından tanımak ve Türklerin lezzet yolculuğuna tanıklık etmek için halk eğitim merkezlerinde ve özel kuruluşlarda düzenlenen kurslara katılabilirsiniz.
Ayrıca Türk mutfağını ve gelişimini yakından tanıyabileceğiniz bazı müzeler de bulunmaktadır. Türk yeme-içme alışkanlıklarını ve bunun tarihsel gelişimini tanımak için birçok ilde bulunan etnografya müzelerinden birini ziyaret edebilirsiniz. Türk mutfağını tanımak güncel lezzetleri tatmak için İstanbul’da bulunan “Türk Lezzet Müzesi’ni” ziyaret edebilirsiniz. Öte yandan yine İstanbul’da bulunan MSA Gastronomi Müzesi’ni ve Gaziantep’te bulunan   Emine Göğüş Mutfak Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.