Sosyal Yaşam

Binlerce yıllık geçmişi ve Anadolu topraklarının renkliliğiyle şekillenen Türk kültürü bugün de Türkiye’de yaşayan 190 milletten göçmen ile şekillenmeye gelişmeye devam ediyor. Buna bağlı olarak da Türkiye'deki sosyal yaşam gelişiyor ve dönüşüyor. 

Tüm Türkiye’de kabul görmüş ve uygulanan bir takım sosyal davranışlar bulunmakla birlikte geniş bir coğrafyaya sahip Türkiye’de bazı davranışlar bölgeden bölgeye değişebilmektedir. Bu durumda bölgenin ikliminden coğrafyasına ve bitki örtüsüne birçok etken bulunmaktadır. 

Türkiye'deki sosyal yaşamda kişiler arası ilişkiler kuvvetlidir ve sosyal yaşam karşılıklı hoşgörü, anlayış, yardımseverlik gibi davranışlar üzerine kuruludur. Aile ve akrabalık ilişkilerinin kuvvetli olduğu toplumumuzda aynı zamanda komşuluk ve hemşehrilik gibi kavramlar da önemini korur. 

Ülkedeki nüfusun %93’ü kentlerde yaşamaktadır. Yüksek kentleşmeye bağlı olarak sosyal yaşamda da dönüşüm olmuş,  bazıları davranışlar değişikliğe uğramış, bazıları da yok olmuştur. Bugün hala güncelliğini koruyan bazı davranış biçimi ve uygulamaları aşağıda görebilirsiniz;

Türklere Özgü Davranış ve Uygulamalar

Yanak yanağa öpüşme ve tokalaşma: Selamlaşma ve vedalaşma sırasında insanlar birbirinin elini sıkarken öte yandan yanak yanağa öpüşür. Öte yandan cinsiyetten bağımsız olarak yakınlık durumuna göre kişiler kucaklaşabilir. Bir Türk ile selamlaşırken bu durumla karşılaşabilirsiniz. 

El öpme: Küçük yaşta olanların büyüklerine duyduğu saygı ve sevgiyi göstermek üzere yaptığı harekettir. Genellikle çocuklar ve gençler büyük anne veya büyük babalarını veya diğer saygı gösterdikleri kişilerin elini öper. Büyükler de duyduğu sevgiyi göstermek için el öpenin yanaklarından öper. 


Çay ve kahve tüketimi: Günlük yaşantıda en yaygın olarak tüketilen içeceklerdir. İnce belli, kendine has bardakta tüketilen çay ve yine kendine has küçük fincanlarda içilen Türk kahvesi kahvaltıdan gece geç saatlere dek içilir. Sadece bu içeceklerin servis edildiği kıraathaneler ve çay evlerini sokakta yaygın bir biçimde görebilirsiniz. Yanı sıra bir Türk’ün evine davet edildiğinizde size sorulmadan çay getirildiğine şahit olabilirsiniz. 

Türk kahvesi ile fal bakmak: Türk kahvesi içildikten sonra kahve içilen fincanda kalan kahve tortusu ve bu tortunun üzerindeki şekillere göre tahminler yapmak Türkiye’de çok yaygındır. Kahve falında yetkin kişiler, fincandaki kalıntılarla ilgili kişinin durumu, geçmişi ve geleceği hakkında tahminler yapar bilgiler iletir. Kahve içen iki kişinin fincanı dikkatle incelediğini görürseniz, fal baktıklarını anlayabilirsiniz. 

Yemek tüketimi: Yemeğe başlarken “afiyet olsun” denir. Yemekten sonra yemeği pişiren ve sofrayı hazırlayan kişilere “elinize sağlık” denir.  Türkler sıklıkla “biraz daha ister misiniz?” veya “şundan da alır mısınız?” gibi sorular sorarak doyduğunuzdan ve her şeyi tattığınızdan emin olmak ister. Genellikle ev sahibi yemeği misafirin tabağına koyar ve misafire ikram eder. Türkiye’de tabakta yemek bırakmamak makbul olandır. 

Nazar Boncuğu: Türkiye’de çok yaygın olarak karşılaşabileceğiniz objelerden biri de nazar boncuğudur. Nazar boncuğu, ev ve iş yerlerinde, taşıtlarda, değer verilen eşyalarda hatta yeni doğan çocukların üzerinde bile olur. Genellikle göz şeklinde olan nazar boncuklarının ortaya çıkışı ve kullanımı gözle ilişkilidir. Bu anlamıyla bakıldığında, kişinin dünyaya açılan penceresi gözdür ve göz her türlü, iyi ve kötü, düşüncelerin ilk çıkış noktası olarak kabul edilir. Bu yüzden kötü bakışlardan, kötü niyetlerden korunmak amacıyla emici özelliği olduğuna inanılan mavi renkli taşlar kullanılır. Şu an, gerek inanç gerek gelenek, gerekse de süs eşyası olarak pek çok kişi nazar boncuğuna günlük yaşantısında yer verir. 

Eve ayakkabısız girme: Türkiye’de eve girerken ayakkabı çıkarılır. Siz de bir Türk’ün evine davet edildiğinizde aksi söylenmedikçe ayakkabılarınızı çıkarmalısınız. Ev sakinlerinin ve misafirlerin ev içinde kullanmaları için ayrıca terlikler bulunur ve ev içinde bu terlikler giyilir. 

Konvoy halinde kutlama yapmak: Düğün, sportif başarı, bölgesel veya milli bir kutlama gibi anlarda toplu halde kutlama yapmak için insanlar Türk bayraklarıyla sokağa çıkarak araçlarıyla şehir turu atarlar. 

Cama veya balkona Türk bayrağı asmak: Türkiye’de sokaklarda yürürken sıklıkla evlerin balkonunda veya camına asılı Türk bayrağı görürsünüz. Türkler genellikle milli hassasiyetlerini belli etmek, kutlama veya anma amacıyla Türk bayrağı asarlar. Yanı sıra milli günlerde de Türk bayrağı sıklıkla asılır. 

İyi dilekte bulunma 
Türkiye’de sosyal yaşantının birçok alanında kullanılan kalıplaşmış iyi dilek kullanımı bulunur. Bu dilekler çoğu zaman selamlaşma yerine geçtiği gibi, vedalaşmada da kullanılır. Bu sebeple insanların selamlaşırken “merhaba” veya “selam” kelimeleri yerine birçok farklı ifade kullandığını görebilirsiniz. Bu kullanımların bir kısmının farklı dil ve kültürlerde karşılığı yoktur. Kimisi de farklı şekillerde ifade edilebilir. 
- Kolay Gelsin: Çalışan veya herhangi bir iş yapan kişiye selam verirken işlerinin kolay ve sorunsuz tamamlanmasını temenni etmek için kullanılır. Bu kullanım kişi iş yapmaya devam edecekse ayrılırken de yapılabilir. 
- Hayırlı olsun: Yeni alınan bir şeye veya önemli bir gelişme için uğur getirmesi amacıyla “Hayırlı olsun” denir. 
- Hayırlı işler: Genelde bir yerden alışveriş yaptıktan sonra dükkan sahibine “hayırlı işler” denir. Hayırlı işler, dükkan sahibine bol kazanç ve müşteri dilemek anlamı taşır. Dükkana girer ve çıkarken kullanılır. 
- Allah korusun: Kötü bir şey olmaması, kişinin veya eşyanın zarar görmemesi için kullanılan temennidir. 
- Sağlık Olsun: "Sağlık olsun" ifadesi genelde olumsuz bir duruma olumlu bir açıdan bakmak için kullanılır. Başarısız veya olumsuz durum olsa da sağlığın iyi olması dilenir. 
- Sıhhatler Olsun: “Sağlık olsun” ifadesine çok benzeyen “sıhhatler olsun” genelde saç ve sakal tıraşı olan erkeklere söylenir. Daha çok  “Saatler olsun” şeklinde telaffuz edilir.
- Allah analı babalı büyütsün: Yeni doğan çocuğun aile bütünlüğü içinde, ailesinin sevgisi ve ilgisi içinde büyümesi için kullanılır
- Allah rahmet eylesin: Yaşamını yitiren kişinin Allah tarafından bağışlanmasını dilemek için kullanılır. 
- Geçmiş olsun: Hasta kişinin hızla rahatsızlığını geride bırakması için kullanılır. Yanı sıra başına kötü iş gelmiş kişilerin kötülüğü geride bırakarak iyi hale gelmesi için de kullanılır. 
- Hayırlı yolculuklar: Seyahate çıkacak kişiye, yolculuğunun iyi geçmesini dilemek için kullanılır. 
- Allahaısmarladık: Ayrılan kişi, kalanlara iyi ve sağlıklı kalmalarını dilemek için kullanır. Hoşça kal anlamına da gelir. 
- Çok yaşa: Hapşıran kişiye, sağlık ve sıhhat dilemek için kullanılır. Aynı anlama gelen “iyi yaşa, güzel yaşa” gibi kullanımlar da bulunur. Hapşıran kişi genellikle “hep beraber” diyerek yanıtlar. 
- Maşallah: Başarılı ve güzel olan bir kişinin, eşyanın, davranışın nazarlardan sakınması ve iyi kalmasını dilemek için kullanılır. 

Jest ve Mimiklerle İletişim 
Kişiler, iletişim kurarken dilin yanı sıra mimikleriyle de anlaşır. Bu doğrultuda Türklerin iletişimde kullandığı bazı hareketleri aşağıda görebilirsiniz:
- Kafayı aşağı sallama: Onaylama ve evet anlamında kullanılır.
- Kafayı veya kaşları yukarı kaldırma: Reddetme ve hayır anlamında kullanılır
- Kafayı iki yana sallama: hayır, yok gibi anlamların yanı sıra bir durumu beğenmeme ve ayıplama anlamında da kullanılır.
- Eli kalbe götürmek: selamlaşma anlamı taşıyan bu jest, aynı zamanda teşekkür etmek için de kullanılır. 
- Baş parmağı kaldırmak: Türk toplumunda da görülen evrensel jestlerden biridir ve “tamam, okey, başarılı, çok iyi” gibi anlamlar taşır.
- Parmak uçlarını öpmek: Yediği yemekten, bulunduğu ortamdan, aldığı haberden memnuniyet duyan kişi bu hareketi yapar.
- Havaya yazı yazmak: Bir restoranda veya kafede baş parmağı ile işaret parmağını birleştirip havaya yazı yazar gibi yapan insanları görürseniz şaşırmayın. Türk toplumunda garsondan hesabı istemek için sık kullanılan bir jesttir. 
- Baş Parmağı Kulağa ve Serçe Parmağı Ağıza Götürmek: Bir arkadaşınız sesini size ulaştıramayacak kadar gürültülü bir yerdeyken size böyle bir jest yaparsa “Seni telefonla arayacağım, telefona cevap ver.” demek istemiştir. Dikkat edilirse parmaklar bu haldeyken telefon biçimini alır.
- Havaya Yumruk Sallamak: Elleri yumruk haline getirip sıkıca 3-4 kez sallayan bir kişi, çok istediği bir şeye ulaşmış demektir. Desteklediği takım gol attıktan sonra sevinen, sınavdan istediği notu alan bir kişi bu hareketi yapabilir.

Doğumla İlgili Gelenekler
Doğum, dünyanın her yerinde olduğu gibi Anadolu’da da her zaman mutlu bir olay olarak kabul edilmiştir. Dünyaya gelen her çocuk sadece anne babanın değil aynı zamanda akrabaları, komşuları da sevindirir. Çünkü her doğumun ailenin büyümesine katkı sunacağına, soyun devamlılığının sağlanacağına ve yuvaya bereket getireceğine inanılır.  
- Aşerme ve Beslenme
Gebe kalan kadının bazı yiyeceklere ilgisi olabileceği düşünüldüğünden yanında pişirilen her yiyecekten yedirilmeye çalışılır. “Aşerme” sırasında kadının aklına gelen yiyeceği yememesi durumunda çocuğun kusurlu olacağı inancı vardır. Yenilen yiyeceğin çocuğun fizikî görünümünü etkileyeceğine, dahası cinsiyetini etkileyeceğine inanılır. Ekşi yiyen kadının kız, tatlı yiyen kadının erkek doğuracağına inanılmaktadır. Örneğin Ekşi elma, erik, vd. meyvelerin hamile kadın tarafından yenmesi durumunda doğacak çocuğun kız olacağına; aynı şekilde tatlı veya tatlı meyve yiyen hamile kadının da oğlan doğuracağına inanılır. 
- İsim verme
Konulacak ismin çocuğun karakterini ve geleceğini şekillendireceğine inanılır. Türkiye’de yaygın din olan İslam'da yeni doğan bebekler için doğumdan bir hafta sonra evde mevlit okutularak loğusa şerbeti kaynatılır. Çocuğun adını koymak için ailede veya çevrede yaşlı veya dini bilgisi olan bir kişi çağrılarak çocuğun adını koyar. Bunun için çocuğu kucağına alan kişi, çocuğun kulağına önce ezan sonra da ismini üç kere fısıldar. 
- Diş Hediği
Çocuğun ilk dişi çıktığı zaman bunu kutlamak için yapılan törene Anadolu’nun pek çok yerinde “diş hediği” adı verilir. Yiyeceğin ezilmesinde, parçalanmasında ve öğütülmesinde birinci dereceden rolü olan dişin ortaya çıkışıyla düzenlenen bu tören-eğlencede yiyeceği kutsama, çocuğun rızkını artırma, bereketi çoğaltma gibi dileklerin yanı sıra çocuğun dişinin sağlam olması isteği de yer almaktadır. Bu âdetin çocuğun dişinin kolay çıkması için yapıldığı da söylenir. 

Sünnet Töreni
Türkiye’de erkek çocukla ilgili dinsel-töresel işlemlerden birisi sünnet geleneğidir. Müslümanlık ve Museviliğin yanı sıra birçok toplum ve kültürde bulunan sünnet aynı zamanda temizlik ve sağlık açısından da faydası kanıtlanmış bir gelenektir. Erkek çocukların sünneti, Anadolu’da geleneksel olarak tören biçiminde kutlanır. Sünnet olacak çocuğa bir sünnet giysisi giydirilir. Bu giysi genellikle üzerinde “maşallah” yazılı bir başlıktan, beyaz bir pantolon ve ceketten oluşur. Giysinin üzerine kırmızı ya da mavi renkte bir pelerin, bu olmazsa ayrı renklerde bir kurdele de geçirilir. Sünnet işleminde ve kesilme sonrasında giyilmek üzere de genişçe, gecelik biçiminde bir giysi hazırlanır. Sünnet genellikle çocuklar 10 yaşına gelmeden önce yaptırılır. Psikolojik açıdan 2-6 yaş arası çocukları sünnet ettirmek uygun değildir. Sünnet olan çocuk için çeşitli eğlenceler düzenlenir ve çocuğa hediye verilir. Bu hediyeler altın, para, oyuncak, giyecek ve ev eşyalarından oluşur. 

Askere Uğurlama 
Türk toplumunda gelenekselleşmiş köklü bir geçmişe sahip olan askerlik, kutsal bir görev olarak değerlendirilir. Toplumda bu denli önem verilen bu görevin başlangıcında ve bitişinde diğer geçiş dönemlerinde olduğu gibi çeşitli törenler yapılmaktadır. Uğurlama ve karşılama törenleri bölgesel farklılıklar göstermekle beraber Türkiye’nin her yöresinde yaygın olarak yapılır. Bu uygulamalardan biri, pusulası (askere çağrı mektubu) gelen gençlerin akrabaları ve arkadaşları tarafından sırayla yemeğe davet edilmesidir. Askere gitmeden iki hafta kadar önce gidecek olanların ve arkadaşlarının düzenlediği eğlenceler başlar. Askere gidecek kişi ve arkadaşları davul ve zurna eşliğinde müzikli eğlenceler düzenlenir ve  asker adayı herkesle vedalaşır, helalleşir. 

Evlilikle İlgili Gelenekler
Türk kültüründe ailenin oluşumu ve toplumun gelişimine katkısından dolayı evlilikler önemsenir ve çeşitli etkinliklerle kutlanır. Düğün ile ilgili gelenekler düğün öncesinde başlayarak birçok ritüeli kapsar. 
- Kız İsteme
Ailenin ileri gelen kadınları ve erkekleri daha önce belirlenmiş olan bir günde kızı, “Allah’ın emri peygamberin kavliyle” ailesinden istemek üzere giderler. Bu sırada yapılan törene “söz”, “söz kesme”, “söz bitirme” adları verilir. Tarafların isteğine göre bazen aynı gün gelin ve damada nişan yüzükleri de takılır; bazen de ayrıca düzenlenecek nişan töreninde bu işlem gerçekleştirilir. 
- Nişan Töreni
Söz kesmenin ardından düğüne kadar geçen sürede ayrıca bir nişan yapılmaya karar verilmişse, her iki taraf da hazırlıklarını tamamladıktan sonra, kız evinde daha çok kadınların katılımıyla nişan töreni yapılır. Erkek tarafı gelin için alınan takıları takar ve diğer hediyeleri verir; karşılığında kız tarafı da hediyeler verir. Bu mutlu olay ailelerin ve çiftin tercihine göre müzikli eğlencelerle de kutlanabilir. Nişan hem evliliğe atılan bir adım hem de her iki taraf için bir tanışma ve uyum, düğün için kararlaştırılan sürenin başlangıcı anlamlarına gelir.  Ailelerin büyüklerinden biri, nişan yüzüklerini takar ve mutluluk diler. 
- Kına Gecesi
Genellikle düğünden bir gün öncesinin akşamında gelin evinde ve damat evinde yapılan, “kına yakma” işleminin gerçekleştirildiği törene kına gecesi denir. Kına gecesinin olduğu gün aynı zamanda günün erken bir saatinde erkek tarafından bir grup kadın, o gece yakılacak kınayı, gelinin giysilerini ve misafirlere ikram edilecek yiyecekleri eğlencelerle gelin evine götürürler. Kına gecesi her iki tarafta ayrı ayrı yapılabildiği gibi gelin tarafıyla erkek tarafının ortaklaşa yapması da söz konusu olabilir. Kına gecesinde geline ve gelen misafirlere kınalar yakılır. Kuruyemişler ikram edilir. Ayrıca def ile birtakım eğlenceler düzenlenmesiyle birlikte gelini ağlatmak ve hüzünlendirmek için birtakım türküler söylenir.   
- Çeyiz Geleneği
Evlenecek kız ve erkeğin ailesi tarafından yeni kurulan aile birliğine katkı sağlamak amacıyla hazırlanan, yaptırılan ve satın alınan eşya, taşınır-taşınmaz mal ve mülke çeyiz denir. Çeyizin hazırlanması, kız evinden oğlan evine götürülmesi, sergilenmesi etrafında oluşan gelenekler bütününe de çeyiz geleneği denir. Çeyiz geleneği, Anadolu’nun birçok yöresinde evlenme gelenekleri ile birlikte yüzyıllardır uygulanmaktadır.
- Gelin Alma
Kına gecesinin ertesi günü hem gelin alma günü hem de esas düğün günüdür. Her iki tarafta da konuklara yemek ikram edilir, genellikle davul-zurna eşliğinde eğlenceler yapılır. Gelin alma günü erken saatlerde damat evinde “damat tıraşı”, “güvey giydirme” gibi adlar alan törenler yapılır. Kız evinde de gelinin hazırlanması söz konusudur. O gün damat tarafından konuklar toplanarak kız evine gelin almaya gelirler. Gelin evden çıkarken erkek kardeşi ya da amcası tarafından beline gayret kemeri de denen kırmızı kuşak bağlanır. Gelin dualarla, bazen ilahilerle bazen de davul-zurna eşliğinde eğlencelerle evden çıkarılır. Gelin baba evinden çıkarken ve oğlan evinin kapısından girerken evliliğin yolunda gitmesi, çiftin mutlu olmasını sağlamak için birtakım uygulamalar gerçekleştirilir. 
- Düğün
Türk geleneklerinde düğünden günler önce başlayan ve düğün bitimine dek süren birçok gelenek bulunuyor. Bu gelenekler yöreden yöreye farklılık gösterir. Düğünler köylerde evin önünde veya sokakta açık havada yapılırken şehirlerde düğün salonları veya otellerde gerçekleştirilir. Düğüne aileler, akrabalar, gelin ve damadın arkadaşları, komşular ve diğer tanıdıklar davet edilir. Düğünler genellikle müzikli olup, yöreye göre halk oyunları ve danslar sergilenir. Davetliler gelin ve damada yeni başladıkları hayatta mutluluk diler ve yeni kurulan hayata destek olmak için para ya da altın hediye ederler. Düğünün yanı sıra diğer geleneklerden bazılarını aşağıda görebilirsiniz. 

Hac Gelenekleri
Günümüzde hacca uğurlama şekilleri ve karşılama adetleri eskiye göre değişikliklere uğramıştır. Hacca gitmeden bir hafta- 15 gün önce hacı adaylarına herkes, dilediği şekilde hediyeler verir. Ayrıca hacı adaylarının akrabaları, gidişten bir ay öncesinden itibaren onları yemeğe çağırmaya başlarlar ve Hacı yemeği verirler. Hacılar, yolculuğa ihramlarını giymiş bir vaziyette çıkar, dualar ve Türk bayrakları ile uğurlanır. 
Hacı evine geldiğinde hacı ziyaretlerine gidilir. Gelenlere zemzem takımı içinde zemzem suyu ile hacı yağı ve hurma ikram edilir. Genellikle akşam yapılan bu hacı ziyaretlerinde gelenlere gümüş yüzük, tespih ve takke gibi hediyeler verilir. Hacılar yaklaşık 10 veya 20 gün sonra varlıklarının durumuna göre "Hacı yemeği” verirler.

Ölümle İlgili Gelenekler
Anadolu’da vefatın gerçekleşmesiyle başlayan ve takip eden ilk 3, 7 ve 40 gün çeşitli gelenekler mevcuttur. Cenazenin genellikle aynı gün içerisinde defnedilmesine çalışılır. Ölüm haberi günümüzde iletişim araçlarından yararlanarak ve camiden okunan sala vasıtasıyla çevreye duyurulur. Tabuta konan cenaze, namazın kılınacağı yere götürülür. Tabutun üstüne, halı, kilim ya da yeşil renkli, üzerinde kutsal kişilerin isimleri, kelime-i tevhit, kelime-i şahadet vb. Arapça yazıların yer aldığı örtüler örtülür. Ayrıca tabutun üstüne, ölenin cinsiyetini belli etmek için kadınlarda tülbent, namazlık; erkeklerde, şapka, sarık, ceket, havlu vb. atılır. Genç kız ya da gelinlerin tabutuna, gelinlik, al, duvak, çeyiz eşyasından bir parça; mesleği ifade etmek için din adamlarında sarık, askerlerde şapka, madalya, şehitlerde bayrak vb. koyma gibi uygulamalara da rastlanabilmektedir. Cenaze namazı, cami avlusunda ya da mezarlıkta kılınır ve ardından defin işlemi yapılır.  Cenaze töreninin ardından, ölenin yakınlarını teselli etmek amacıyla mezarlığa ya da eve gelmek suretiyle baş sağlığı dilenir. Ölen kişinin yakınlarına destek olmak, onları teselli etmek amacıyla  ''başınız sağ olsun'' en çok kullanılan ifadedir. Ölen kişinin yakınları için bölgeye göre değişmekle birlikte yas süreci başlar. Bu süre boyunca ailenin dostları ve yakınları taziye ve başsağlığı dileklerini etmek için ölen kişinin yakınlarını ziyaret eder.  Ölen kişinin eşyalarından (elbise, ayakkabı vb.) bazıları hatıra olsun diye evde saklanırken pek çoğu da fakir olanlara dağıtılır.

Ramazan Gelenekleri
Ramazan gelenekleri, Hicri takvime göre yılın dokuzuncu ayı olan ramazanda gerçekleştirilen geleneksel uygulamalardır. Müslümanların kutsal kabul ettiği ve oruç ibadetinin yerine getirildiği Ramazan Ayı’ndaki bu uygulamalar, Ramazan’ın birinci gününden başlayarak Ramazan Bayramı’na kadar devam eder.
Oruç tutmak, kişilerin Tanrı’ya ibadet etmek amacıyla, belli bir süre için yeme, içme ve benzeri dünya zevklerinden kendini alıkoymasıdır. Ramazan ayı boyunca yerine getirilen bu ibadette, kişi imsak vaktinden iftar vaktine kadar olan süre boyunca bir şey yemez ve içmez. Sahur, oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek olarak ifade edilirken, iftar ise kişinin orucunu açtığı ve akşam saatlerine denk gelen yemeğin adı olarak ifade edilir. 
Ramazan davulu ve manileri, ramazanla özdeşleşmiş geleneklerdendir ve bu geleneğin amacı, oruç tutmak isteyen kişileri sahur için uyandırmaktır. Bunun için gönüllü olan biri davulu çalar, bazen yanında birkaç kişi ile birlikte maniler eşliğinde bütün köyü ya da mahalleyi dolaşır, Ramazan Ayı’nın sonunda da evlerin kapısını çalarak bahşiş toplar.
Yaygın Ramazan geleneklerinden biri de iftar yemekleridir. “Hayır” amacıyla verilen iftar yemekleri, dar gelirli ya da zengin herkesin bir ay boyunca aynı yiyecekleri yiyebilmesine olanak sağlar. İftariyelikleri, çorbası, etli yemeği, baklavası, böreği, içecekleri ile iftar sofraları oldukça zengindir. Ramazan topunun atılması ile başlanan iftar yemeğinde oruç genellikle zeytin, hurma veya su ile açılır. Ramazan ayı boyunca fırınlar “Ramazan pidesi” çıkarır. Bu aya özel “güllaç” adı verilen tatlı satışları başlar.
Ramazan bir başka yönüyle eğlence ayıdır. Ramazan Ayı boyunca teravih namazından sahura kadar geçen sürede çeşitli eğlenceler düzenlenir. İstanbul’un Direklerarası ve Feshane semtlerinde olduğu gibi şehirlerde genellikle sokaklar panayıra dönüştürülür, ortaoyunu ve Karagöz gösterileri ile konserler düzenlenir. 
Günümüzde iftar çadırları, Ramazan gecesi eğlenceleri gibi kimi etkinlikler şehir hayatının gereği olarak belediyelerin desteğiyle sürdürülmektedir. Bunun yanında birçok firmanın imsakiye basıp dağıtması, televizyonların bu aya özel programlar yapması, marketlerin Ramazan paketleri hazırlayarak satışa sunması gibi yeni uygulamalar da görülmektedir.

Dini Bayram Gelenekleri
Dini bayramların günleri "Hicri Takvim"e göre hesaplandığı için, şu an kullanılan takvimde her yıl aynı tarihe rastlamaz. Her yıl onar günlük gerilemeyle gelen Ramazan ve Kurban Bayramları böylece değişik mevsimlerde kutlanabilmektedir. Anadolu’da dini bayramların bir hazırlık süreci vardır. Bayramdan önce evlerde uzun uzun temizlikler yapılır; köy ve kasaba evlerinin ön kısımları, bahçeleri temizlenir ki, buna “bayram temizliği” adı verilir. Çocuklar başta olmak üzere bayramlıklar alınır ve bayram gününden önce giysiler mutlaka hazır olur. Bayram günleri için özel yemekler ve tatlılar hazırlanır. 
Erkekler camide kılınacak olan bayram namazına gitmeden önce ve geldikten sonra temiz ve yeni elbiseler giyerler. Bayram namazından çıkan erkekler namazdan sonra cami önünden önce birbirleriyle bayramlaşırlar ve ardından aileler yakınlarını ve büyüklerini anmak için mezarlıkları ziyaret eder. Bayram sabahı kahvaltıda akrabaların bir araya gelmesine özen gösterilir. 
Ramazan ve Kurban bayramlarının başlıca özelliği komşuların, dost ve akrabaların ziyaret gezileriyle bir araya gelmeleridir. Kimi zaman kentlerde yaşayanlar bayram günlerini fırsat bilerek, köylerde yaşamakta olan büyükleri ve akrabaları ziyaret ederler. Gençler yaşlıların ellerini öperek onların hayır dualarını alırlar. El öpen çocuklara para ve hediye vermek de gelenektendir. 

- Ramazan Bayramı
Ramazan Bayramı bir aylık bir oruç tutma döneminin sonunda kutlanan bir bayramdır. Ramazan ayı olarak tanımlanan bu döneme de çeşitli gelenekler eşlik etmektedir. Ziyarete gelenlere Ramazan bayramında şeker ikram edilir. Bu sebeple, Ramazan bayramının bir adı da "Şeker Bayramı"dır. 

- Kurban Bayramı
İslam dinine göre kurban kesmek maddi gücü yerinde olan her Müslüman için yükümlülüktür. Kurban olarak koyun, sığır, deve kesilebilir. Kurban edilecek hayvan sağlıklı olmalı, dişi ise hamile olmamalıdır. Kurban bayramının bir amacı bayrama kadar et yeme şansı olmayan fakir kişilere etlerin dağıtılmasıdır. Bu sebeple kurban etinin üçte biri kesilen evde kalır; diğer kısımlar komşu, akraba ve fakir insanlara dağıtılır. Kurban Bayramı da Ramazan Bayramı gibi bir aile büyüğünün evinde toplanılarak bayram yemeği ile başlar. Kurban Bayramı’nda ilk gün hemen herkes kurban kestiği ve meşgul olduğu için bayram ziyaretleri ikinci günden itibaren yapılır.

- Milli Bayram Gelenekleri
Şehir ve kasabalarda bir şenlik havası içinde kutlanan bu bayramların (30 Ağustos Zafer Bayramı, Cumhuriyet Bayramı, Kurtuluş Bayramları gibi) özelliği; askeri geçitler, fener alayları vb. "resmi" gösterilere seğmenler, zeybeklerin ve diğer halk oyunları ekiplerinin özel kıyafetleriyle katılmalarıdır. Ama bu bayramlar nedeniyle resmi gösteriler bittikten sonra, kimi yerlerde gece geç vakitlere kadar halkın merkezi noktalarda düzenlediği eğlenceler bu şenliklere farklı bir anlam katmaktadır. Bu eğlencelere davul, zurna takımları da katılır. Anadolu kasabalarında her yerin kendi oyunları oynanmasına karşılık, İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde bu toplantılara farklı gruplar gösterileriyle katıldıklarından, eğlenceler bir tür "halk dansları festivali" görünümündedir. Resmi bayramlarda birçok yerlerde resmî törenlerden sonra bayram yeri olarak nitelendirilen çayırlarda güreşler, koşular ve başka çeşit yarışmalar düzenlenir.

a) 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edilmiştir ve her yıl uluslararası etkinliklerle kutlanır. 

b) 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı
Mustafa Kemal Atatürk'ün Bandırma Vapuru ile Samsun'a çıktığı ve Kurtuluş Savaşı'nın başladığı gün olan 19 Mayıs, her yıl ülke genelinde Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaktadır. Ülkemizde milli bayram olarak kutlanan bugün Mustafa Kemal Atatürk tarafından gençlere armağan edilmiştir. Bugüne özel olarak gençlere yönelik etkinlikler, konserler, fener alayları düzenlenerek tüm yurtta kutlamalar yapılır. 

c) 30 Ağustos Zafer Bayramı
1922 yılında Mustafa Kemal'in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi'ni anmak için kutlanan bayramdır. 30 Ağustos Zafer Bayramı, Türk Kurtuluş Savaşı’nın zaferini ifade eder ve sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.

ç) 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet yönetimi ilan etmesi anısına her yıl 29 Ekim günü kutlanan bir millî bayramdır. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tüm yurtta etkinliklerle kutlanmaktadır. 

Mevsimlik Bayramlar
Anadolu’da birçok mevsimlik özel gün ve bayram bulunur. Bunlar arasında en yaygın olan ve bilinenleri Nevruz ve Hıdrellez bayramlarıdır. 
- Nevruz
Nevruz eski İran takvimine göre yılın ilk günü ve ilkbaharın başlangıcı sayılan bir gündür. Güneş 21 Marta kadar güney yarımküreye daha çok ışık ve ısı verirken, 21 Mart tarihinden itibaren kuzey yarımküreye daha çok ısı vermeye başlar. Bu nedenle kuzey yarımkürede yaşayan bazı halklar için 21 Mart günü uyanış ve yaradılışın sembolü olarak kutlanmaya değer bir gün anlamı taşımaktadır. Nevruz günü ziyaretler esnasında çeşitli yemeklerden oluşan sofralar hazırlanır, oyunlar oynanır, eğlenceler düzenlenir, boyalı yumurtalar yenir ve büyük ateşler yakılır. Her toplumun kendine özgü nedenlerle kutladığı Nevruz, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan, Tataristan, Uygur Bölgesi, Anadolu ve Balkanlarda geleneksel kutlamalarla canlılığını günümüzde de sürdürmektedir.

- Hıdırellez
Hıdrellez gecesinde (5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan gece) ise birtakım niyetler tutulur. Bolluk, bereket, kısmet, şans, sağlık ve sıkıntılardan kurtulmak şeklinde birtakım dilekler tutularak, Hızır tarafından bunların gerçekleşmesi dilenir. Hıdırellez ülkemizde etkin bir şekilde kutlanır. Hıdırellez kutlamaları genellikle yeşil alanlarda, sulak alanlarda yapılır.